İnsanlığın Kendine İhaneti

İlk insan Adem aleyhisselamdan günümüze gelinceye kadar insanlık çeşitli imtihanlardan geçmiştir. Adem aleyhisselamın iki oğlu Hâbil ve Kâbil’in kıssası buna ilk misaldir.

İlk kâtil diye yâd edilmek veya mazlumlar defterine kendini yazdırmak. Bu tercihler insanın iradesi ve hürriyeti ile olmaktadır. Peki sadece zalim olmaktan kaçmak için mi vermiştir Yaratıcı bu iradeyi bize? Yoksa zalimlere karşı dik durmak da var mıdır bu tercihlerin içinde? Elbette vardır. Firavun’a karşı duran Musa Peygamber ve Nemrut’un karşısına dikilen İbrahim Peygamber akıllara gelen ilk misallerdendir. Peki 21. asrın ilk çeyreğini yaşadığımız şu zaman dilimi içinde zalimler ortadan mı kalktı, yoksa zalimlere karşı durmayan insanlık kendine ihanet mi ediyor? Bir seneyi geçen plandemi tiyatrosunda maske-musluk-deterjan tekerlemesine isyan etmeyen, HES kodları ile barkodlanmaya ses çıkarmayan, aşı fetişizmine kendini kaptıran ve gönüllü bir şekilde bu prangaları sahiplenen insanlık, lisân-ı hâl ile “Biz kendimize ihanet ettik!” diye haykırmıyor mu sizce de? İşte bu ihanetin neticesi olarak önümüze getirilen “yeni normal” gibi zırvalar karşısında âdeta narkozdaki bir hastanın durumunda insanlık.

Peki artık çok geç ve her şey bitti mi? Elbette ki hayır. Nefes aldığımız müddetçe umut vardır. Tabii ki önce nefes almamızı engelleyen kölelik sembolü maske gibi prangalarımızdan kurtulmayı başarmalıyız. O zaman ümit meyveleri yine olgunlaşmaya başlayacaktır. Prangalarımızdan kurtulmamız ve asıl hürriyetin fıtrata uygun “normal” bir hayat ile Allah’a kulluk etmek olduğunu idrak etmemiz duasıyla… Vesselam.

2.738 thoughts on “İnsanlığın Kendine İhaneti